Arama

CHP'nin Tasfiyesi ve Milliyetçi Dalganın Yükselişi

Türk siyasetinde muhalefetin kronik sorunları, özellikle CHP özelinde, uzun yıllardır tartışılmaktadır.

10/06/2026 18:10 | Son Güncelleme : 16/09/2026 19:55 | Okunma Sayısı : 241 | İlhami Işık


CHP'nin Tasfiyesi ve Milliyetçi Dalganın Yükselişi

Parti, kuruluşundan bu yana taşıdığı “kuruluş ideolojisi” ile günümüzün dinamik toplumsal talepleri arasında sıkışmış durumdadır.

Son dönemde yaşanan iç tartışmalar, liderlik kavgaları ve dışarıdan gelen siyasal mühendislik girişimleri, bu sıkışmayı daha da derinleştirmiştir.

Ne yazık ki CHP, bu mühendisliği bir fırsat olarak değerlendirmek yerine, kendi içinde bir iç kavgaya boğulma eğilimi göstermektedir.

Bu eğilim, yalnızca partinin geleceğini değil, Türkiye’nin genel siyasal haritasını da kökten değiştirecek bir domino etkisi yaratma potansiyeli taşımaktadır.

Erken seçim ihtimalinin ufukta belirdiği bir dönemde, muhalefetin çöküşü, otomatik olarak iktidar karşıtı kitlenin yeni adresler aramasına yol açacaktır.

Bu adreslerin milliyetçi partiler olması, Türkiye’yi küresel ölçekteki milliyetçi dalganın bir parçası hâline getirecek ve “demokratik cumhuriyet” söylemini boş bir retoriğe dönüştürecektir.

CHP’nin son yıllarda yaşadığı iç gerilimler, rastgele değil, sistematik bir siyasal mühendisliğin ürünüdür.

Parti yönetimi ile taban arasında, yerel yönetimler ile merkez arasında, ideolojik kökenler ile pragmatik talepler arasında sürekli bir gerilim hâkimdir.

Bu gerilim, kimi zaman “yenilikçi”, kimi zaman “geleneksel” kanatlar arasında açık bir kavgaya dönüşmekte, parti enerjisini içe dönük bir tüketime mahkûm etmektedir.

Eğer CHP bu döngüden çıkamaz ve kendisine yapılan siyasal mühendisliği (dışarıdan gelen provokasyonlar, medya manipülasyonları, mali kaynaklı yönlendirmeler vb.) bir iç hesaplaşmaya çevirirse, örgütlü bir muhalefet gücünden mahrum kalacaktır.

Tarihsel olarak bakıldığında, muhalefet partilerinin iç çatışmalara gömüldüğü dönemler, genellikle iktidarların en rahat seçim zaferlerini kazandığı dönemlerle örtüşmüştür.

CHP’nin bu tuzağa düşmesi, ne yazık ki sadece kendi oylarını değil, geniş bir muhalif kitlenin umudunu da heba edecektir.

Siyasal takvim, erken seçim sinyallerini giderek daha net vermektedir.

Ekonomik sıkıntılar, toplumsal huzursuzluk ve uluslararası konjonktür, iktidarı da muhalefeti de erken bir sandıkla karşı karşıya bırakabilir.

Ancak CHP’nin içindeki kısır döngü devam ederse, bu seçimde partinin yaşayacağı yenilgi “ağır” olmaktan öte, “yıkıcı” boyutlara ulaşacaktır.

Seçmen, muhalefetten “alternatif” değil, “güçlü bir duruş” beklemektedir. CHP bu duruşu sergileyemediği takdirde, oy tabanı parçalanacak, kararsız seçmen kitlesi ise sandığa gitmeme veya protesto oyu kullanma eğilimine girecektir.

CHP’nin tarihinin en düşük oy oranlarından birine gerilemesi ve muhalefet blokunun dağılması...

Bu yenilgi, yalnızca koltuk sayısını değil, Türkiye siyasetindeki dengeyi de kökten değiştirecektir.

Daha Vahim Tablo

CHP’nin ağır yenilgisinden çok daha kritik olan gelişme, mevcut iktidara duyulan öfkenin nereye kanalize edileceğidir.

Büyük bir halk kitlesi — özellikle orta sınıflar, gençler ve kentli seçmenler — yıllardır biriken ekonomik, siyasal ve toplumsal sıkıntılarını bir yerlere yönlendirmek zorundadır.

Eğer CHP bu öfkeyi sahiplenemez ve kanalize edemezse, bu kitle doğal olarak milliyetçi söylemi güçlü partilere kayacaktır.

Milliyetçi partiler, mevcut konjonktürde “güçlü devlet”, “millî birlik”, “dış tehditlere karşı dik duruş” gibi söylemleriyle bu öfkeyi kolayca massedebilir.

Seçmen, “demokrasi” ve “cumhuriyet” kavramlarını soyut bulurken, milliyetçi retorik somut, anlaşılır ve duygusal tatmin sağlayıcı gelmektedir.

Böylece CHP’nin yenilgisi, paradoksal bir biçimde milliyetçi partilerin yükselişine zemin hazırlayacaktır.

Bu yöneliş, yalnızca oy dağılımını değil, Türkiye’nin siyasal kimliğini de dönüştürecektir.

Dünyada son on yılda belirginleşen milliyetçilik dalgası (ABD’de Trumpizm, Avrupa’da aşırı sağ partilerin yükselişi, Hindistan’da BJP, Brezilya’da Bolsonaro etkisi vb.) artık yerel bir olgu olmaktan çıkmıştır.

Türkiye, coğrafi konumu, tarihsel derinliği ve genç nüfusuyla bu dalganın çok güçlü bir aktörü olmaya adaydır.

Eğer iktidar karşıtı öfke milliyetçi partilere kayarsa, Türkiye bu küresel dalganın “Avrasya versiyonu”na dönüşecektir.

Milliyetçi söylem, demokratik kurumları, azınlık haklarını, ifade özgürlüğünü ve hukukun üstünlüğünü ikincil plana itebilecektir.

Çünkü milliyetçilik, “ulusun bekası”nı her şeyin üstünde tutar ve bu öncelik, demokratik denetim mekanizmalarını kolayca “lüks” ilan edebilir.

Böylece Türkiye, hem iç siyasette hem de uluslararası arenada “milliyetçi otoriter” bir profile bürünecektir.

Herkesin sıkça dile getirdiği “demokratik cumhuriyet” ifadesi, artık bir temenni olmaktan çıkıp bir kayıp tehdidi hâline gelmiştir.

Çünkü milliyetçi dalganın yükselişiyle birlikte cumhuriyetin “demokratik” niteliği aşınacaktır.

Seçimler varlığını sürdürebilir ancak çoğulculuk, uzlaşma kültürü ve azınlıkların korunması gerileyecektir.

Bu süreç, yalnızca hukuki metinlerde değil, toplumsal zihniyetlerde de bir kırılmaya yol açacaktır.

“Demokrasi” kavramı, milliyetçi söylem içinde “millî irade”ye indirgenecek, eleştiri ise “vatan hainliği” ile eşdeğer tutulabilecektir.

CHP’nin iç kavgası ve sonuçta doğacak milliyetçi dalga, işte bu yüzden “vahim”dir.

Çünkü Türkiye’yi, herkesin “demokratik cumhuriyet” diye andığı o idealden fiilen uzaklaştırmaktadır.

CHP, eğer kendi içindeki kısır döngüden çıkamaz ve kendisine yapılan siyasal mühendisliği bir iç kavgaya boğarsa, ufukta görünen erken seçimde ağır bir yenilgi alacaktır.

Fakat bu yenilgi, Türkiye siyaseti için yalnızca bir parti krizi değil, çok daha büyük bir dönüşümün ilk adımı olacaktır.

İktidara öfkeli büyük halk kitlesi milliyetçi partilere yönelerek öfkesini dışa vuracak, Türkiye dünyada artan milliyetçi dalganın bir parçası hâline gelecek ve “demokratik cumhuriyet”e elveda denilecektir.

CHP’nin elinde hâlâ bu senaryoyu tersine çevirme şansı vardır; ancak zaman daralmaktadır.

Türkiye’nin geleceği, muhalefetin kendi içindeki kısır döngüyü kırıp kıramayacağına bağlıdır.

Aksi takdirde, milliyetçiliğin yükselişiyle birlikte demokratik cumhuriyet hayali, tarihin tozlu sayfalarına karışacaktır.

Etiketler : CHP Siyaset TürkiyeGündemi ErkenSeçim Muhalefet Milliyetçilik DemokratikCumhuriyet SiyasiAnaliz TürkiyeSiyaseti Gündem İlhamilşık KöşeYazısı Politika Seçim GüncelYorum
Beğendim
Bayıldım
Komik Bu!
Beğenmedim!
Üzgünüm
Sinirlendim
Bu içeriğe zaten oy verdiniz.

Bunlar da ilginizi çekebilir

Dilan'dan mektup var! Dilan Polat, Gazeteci İsmail Saymaz'a neler yazdı neler...

Dilan'dan mektup var! Dilan Polat, Gazeteci İsmail Saymaz'a neler yazdı neler...

Kara para aklama ve vergi kaçırma suçlamalarıyla tutuklanan Dilan Polat’tan mektup geldi. Polat Gazeteci İsmail Saymaz’a mektup yazdı.

2 yıl önce
Kış hastalıkları, geçmeyen öksürük... Baş etmek için bu yöntemi deneyin!

Kış hastalıkları, geçmeyen öksürük... Baş etmek için bu yöntemi deneyin!

Mevsim değişikliği ile birlikte artış yaşanan hastalıkların başında öksürük geliyor. Her yaş grubunda sıkça görülen inatçı öksürüğün çaresi mümkün. İşte o yöntemler...

2 yıl önce
Filipinler'de hükümet ile Komünist parti, yıllardır süren çatışmaları bitirdi

Filipinler'de hükümet ile Komünist parti, yıllardır süren çatışmaları bitirdi

Filipinler'de hükümet ve Filipinler Komünist Partisi, yıllardır süren çatışmaları sona erdirmek için görüşmelere yeniden başlamayı kabul etti.

2 yıl önce
Yorumlar