Arama

Çocuklarımızın Gözyaşları

Adalet Bakanlığı’nın 2025 verileri, kalbimizi dağlayan bir gerçeği gözler önüne seriyor.

19/06/2026 22:41 | Son Güncelleme : 16/09/2026 19:54 | Okunma Sayısı : 245 | İlhami Işık


Çocuklarımızın Gözyaşları

330 binden fazla çocuğumuz suça bulaşmış durumda.

Bu sayı, soğuk bir istatistikten ibaret değil. Her biri, bir annenin uykusuz gecelerini, bir babanın çaresiz bakışlarını, bir çocuğun henüz tomurcuklanmamış hayallerinin kırılışını anlatıyor.

Güvenlik birimlerine son beş yılda iki milyondan fazla çocuk getirilmiş. Beş yıl.

Sadece beş yılda milyonlarca kez “dur” denmiş küçük ayaklara. Son on yılda suça bulaşmış çocuk sayısında yüzde 17,47’lik artış var.

Bu artış, bir eğri değil; her yükselen çizgi, bir ailenin daha derin bir yarayla yüzleşmesi demek.

Çocuklarımızın karıştığı olayların yüzde 36,6’sı yaralama, yüzde 27,2’si hırsızlık. Küçük ellerde bıçak, küçük ayaklarda kaçış.

Suça bulaşmış çocukların yüzde 81’i şiddete maruz kalmış. Evde, sokakta, okulda… Her yerde.

Hakkında soruşturma başlatılan her çocuğun ortalama iki farklı suça karıştığı tespit edilmiş.

Yani bir çocuk, bir kez değil, defalarca “kayıp” edilmiş. Bir kez değil, sistematik olarak.

Bakanlığın sosyal çalışma araştırmacıları ve psikologları, cezaevindeki 12-18 yaş arası 607 çocukla yüz yüze görüşmüş.

Bu görüşmelerde ortaya çıkan tablo daha da yakıcı. Çocukların yüzde 81’i ev ortamında fiziksel ya da psikolojik şiddete maruz kalmış. Kendi yuvasında güvende hissetmeyen, her akşam korkuyla yatan çocuklar.

Ailelerinde suç işleyen bir birey bulunma oranı yüzde 43, sosyal çevrelerinde suç işleyenlerin oranı ise yüzde 60.

Çocuk, suçu “normal” olarak öğreniyor. Çünkü etrafı öyle.

Çünkü başka örnek görmüyor.

Ve en korkutucu veri: 2026 yılı itibarıyla cezaevlerinde bulunan tutuklu ve hükümlülerin yüzde 40’ı uyuşturucu suçundan yatıyor.

2000 yılında bu oran yalnızca yüzde 2 civarındaydı.

Yirmi altı yılda yaşanan patlama, adeta bir neslin zehirlenmesi demek.

Uyuşturucu, artık sadece “kötü alışkanlık” değil; bir neslin kaderini değiştiren, aileleri parçalayan, geleceği karartan bir salgın hâline gelmiş.

Bütün bunlar, düzensiz kentleşmenin yüzde 90’ı aştığı bir ülkede yaşanıyor.

Beton yığınlarının arasında kaybolan mahallelerde, yeşilin ve umudun yerini alacak hiçbir şey bırakılmamışken.

İşsizliğin, yoksulluğun, yolsuzluğun, liyakatsizliğin, hayat pahalılığının ve adaletsizliğin her yanı sardığı bir ülkede...

Bu şartlarda çocuk suçluluğunun ve uyuşturucu suçlarının daha da artacağını söylemek için kâhin olmaya gerek yok.

Çünkü tohumlar çoktan atılmış.

Çünkü toprağın altı zehirli.

Bunlar sadece rakamlar değil. 330 binden fazla çocuk… Her biri bir hikâye. Her biri bir annenin “neden benim çocuğum?” diye haykırışı.

Her biri bir babanın “keşke daha çok zaman ayırabilseydim” pişmanlığı.

2 milyondan fazla çocuk güvenlik birimlerine getirilmiş… Her biri, bir polisin gözünde “suçlu” olarak görülen ama aslında yardım bekleyen bir masum.

Yüzde 81’i şiddete maruz kalmış çocuklar.

Onlar, evde tokat yiyen, aşağılanan, “sus” denilen, sonra dışarıda öfkesini başka çocuklara yönelten küçük bedenler.

Cezaevlerindeki 607 çocukla yapılan görüşmelerde ortaya çıkan yüzde 81’lik şiddet oranı.

Bu, sadece bir sayı değil; her yüzde birlik dilimde, bir çocuğun ruhunun paramparça oluşu var.

Uyuşturucu suçundan cezaevinde yatanların oranı yüzde 40’a çıkmış.

Bu, 2000’de yüzde 2’ydi. Aradaki fark, binlerce ailenin “bizim çocuğumuz uyuşturucuya nasıl bulaştı?” diye ağladığı dramların toplamı.

Her bir tutuklu, bir annenin her sabah hapishaneye giden yolunu, bir babanın “keşke daha dikkat etseydik” çığlığını taşıyor.

Düzensiz kentleşme, işsizlik, yoksulluk, yolsuzluk, liyakatsizlik, hayat pahalılığı ve adaletsizlik…

Bunlar sadece kelimeler değil. Bunlar, çocukların büyüdüğü toprakların zehirli havası.

Bu topraklarda çocuklar ya hayatta kalmak için suça sürükleniyor ya da “kolay para” vaadiyle uyuşturucunun pençesine düşüyor.

Ve biz hâlâ “rakamlar” diyoruz.

Hayır. Bunlar rakamlar değil. Bunlar, bir çocuğun ilk kez “ben de suç işleyeyim” dediği anın hikâyesi.

Bunlar, bir annenin çocuğunu cezaevinde ziyaret ettiği ilk günün dramı.

Bunlar, bir ailenin “bir daha asla eskisi gibi olmayacağız” diye ağladığı gece.

Bunlar, bir toplumun vicdanının yavaş yavaş uyuştuğu, sonra tamamen sustuğu sürecin kanıtı.

Böyle acıların, böylesine yaygın, böylesine derin dramların yaşandığı bir ülkede...

Gerçek bir huzur bulmak mümkün mü?

Bu soru, artık sadece bir soru değil.

Bu, hepimizin vicdanına yöneltilmiş bir meydan okuma.

Bu, yarınlarımızı kurtarmak için hâlâ zamanımız varken sorulması gereken son soru.

Çünkü her geçen gün, bir çocuk daha bu rakamlara ekleniyor.

Ve her eklenen rakam, bir ailenin daha fazla acısına, bir toplumun daha fazla yarasına dönüşüyor.

Uyanma vakti…

Çünkü bu acılar, sadece “onların” değil.

Bu acılar, hepimizin.

Ve bu ülke, bu acıları taşıyarak huzura kavuşamaz.

Huzur, ancak bu acıları dindirmekle gelir.

Ancak bu çocukları kurtarmakla gelir.

Ancak bu rakamları, hikâyeleri değiştirmekle gelir.

Ve bunu yapmazsak...

Yarın, bu rakamlar arasına bizim çocuklarımız da girecek.

Ve o zaman, “keşke” demek için çok geç olacak.

Beğendim
Bayıldım
Komik Bu!
Beğenmedim!
Üzgünüm
Sinirlendim
Bu içeriğe zaten oy verdiniz.

Bunlar da ilginizi çekebilir

Dilan'dan mektup var! Dilan Polat, Gazeteci İsmail Saymaz'a neler yazdı neler...

Dilan'dan mektup var! Dilan Polat, Gazeteci İsmail Saymaz'a neler yazdı neler...

Kara para aklama ve vergi kaçırma suçlamalarıyla tutuklanan Dilan Polat’tan mektup geldi. Polat Gazeteci İsmail Saymaz’a mektup yazdı.

2 yıl önce
Kış hastalıkları, geçmeyen öksürük... Baş etmek için bu yöntemi deneyin!

Kış hastalıkları, geçmeyen öksürük... Baş etmek için bu yöntemi deneyin!

Mevsim değişikliği ile birlikte artış yaşanan hastalıkların başında öksürük geliyor. Her yaş grubunda sıkça görülen inatçı öksürüğün çaresi mümkün. İşte o yöntemler...

2 yıl önce
Filipinler'de hükümet ile Komünist parti, yıllardır süren çatışmaları bitirdi

Filipinler'de hükümet ile Komünist parti, yıllardır süren çatışmaları bitirdi

Filipinler'de hükümet ve Filipinler Komünist Partisi, yıllardır süren çatışmaları sona erdirmek için görüşmelere yeniden başlamayı kabul etti.

2 yıl önce
Yorumlar