DEM Partili Sinan Çiftyürek : MİT Raporunda ‘Ya Kürt Sorunu Çözülecek Ya da Türkiye Parçalanacak’ Deniliyor

DEM Partili Sinan Çiftyürek : MİT Raporunda ‘Ya Kürt Sorunu Çözülecek Ya da Türkiye Parçalanacak’ Deniliyor

DEM Partili Sinan Çiftyürek; Kürt sorunu, MİT raporu, barış süreci, anayasa değişikliği, Rojava, SDG, Demirtaş ve KHK’lara dair dikkat çeken değerlendirmelerde bulundu.

DEM Parti Van Milletvekili Sinan Çiftyürek, Kürt sorunu, barış süreci, Ortadoğu’daki gelişmeler, anayasa tartışmaları ve güncel siyasi başlıklara ilişkin dikkat çeken açıklamalarda bulundu. Çiftyürek, MİT raporlarına atıf yaparak Kürt meselesinin Türkiye açısından kritik bir eşiğe geldiğini savundu.

Yirmibirtv Ankara Temsilcisi Cüneyt Alphan’ın sorularını yanıtlayan Çiftyürek, hem iç siyasete hem de bölgesel gelişmelere dair çarpıcı değerlendirmeler yaptı.

“Leyla Zana’ya Yönelik Hakaretleri Kınıyoruz”

Bursaspor taraftarlarının Leyla Zana’ya yönelik hakaretlerine tepki gösteren Çiftyürek, bu tutumu “acizlik ve kör bir tepki” olarak niteledi. Bursa taraftarının geçmişte de benzer olaylarla gündeme geldiğini belirten Çiftyürek, “Leyla Zana incitilmiştir ancak Kürtler, Türkler ve kamuoyu Zana’ya sahip çıkmıştır” dedi.

Sporun siyasetten ayrılması gerektiğini vurgulayan Çiftyürek, Bursaspor’un bu tutumunu sürdürmesi halinde ciddi sonuçlarla karşılaşabileceğini ifade etti.

“Barzani’nin Ziyareti Doğaldır”

Mesud Barzani’nin Cizre ziyareti sırasında yaşanan tartışmalara da değinen Çiftyürek, Barzani’nin Kürt Ulusal Hareketi’nin önemli liderlerinden biri olduğunu belirterek ziyaretin son derece doğal olduğunu söyledi.

Barzani’nin çözüm sürecine destek veren mesajlar verdiğini dile getiren Çiftyürek, bu ziyaretin bazı siyasi çevreler tarafından iç siyaset malzemesi yapılmak istendiğini ancak bunun karşılık bulmadığını savundu.

“MİT Raporu: Ya Kürt Sorunu Çözülecek Ya da Türkiye Parçalanacak”

Çiftyürek, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin barış süreciyle ilgili açıklamalarını değerlendirirken, 2008 tarihli bir MİT raporuna dikkat çekti. Eski MİT Müsteşarı Emre Taner döneminde hazırlanan raporda Kürt meselesinin barışçıl ve demokratik yollarla çözülmesinin önerildiğini belirten Çiftyürek, raporda şu ifadenin yer aldığını söyledi:

“Ya Kürt meselesi çözülecek ya da Türkiye parçalanacak.”

Bu değerlendirmelerin kendisine ait olmadığını, devletin resmi raporlarında yer aldığını savundu.

“Ortadoğu’da Sınır Değişimi Değil, Özerkleşme Gündemde”

ABD ve Batı’nın gündeminde sınır değişikliklerinin olmadığını belirten Çiftyürek, Kürdistan’ın dört parçasında özerk yapıların güçlendirilmesinin öngörüldüğünü ifade etti. Türkiye’nin bu gelişmelerden kaygı duyduğunu savunan Çiftyürek, çözüm arayışlarının bu nedenle hızlandığını dile getirdi.

Bahçeli’nin Abdullah Öcalan’a yönelik çağrısının da bu küresel ve bölgesel denklemin sonucu olduğunu söyledi.

“DEM Statüde Israrcı”

İktidar, DEM Parti ve İmralı arasında pazarlık olduğu iddialarına ilişkin değerlendirmelerde bulunan Çiftyürek, resmi olarak reddedilse de DEM’in statü talebinde ısrarcı olduğunu belirtti.

Özellikle Rojava’daki gelişmelerin Türkiye’deki çözüm sürecini doğrudan etkilediğini ifade eden Çiftyürek, Meclis’te ilerleme sağlanamamasının temel nedenlerinden birinin de bu olduğunu savundu.

“Kürt Meselesi Çözülmüyor, Sonuçları Yönetiliyor”

Barış sürecinin Kürt meselesinin çözümü olmadığını savunan Çiftyürek, devletin hâlâ meseleyi “terör sorunu” olarak ele aldığını belirtti. Kürt meselesinin 170 yılı aşkın bir geçmişe sahip olduğunu hatırlatan Çiftyürek, kalıcı çözüm için siyasi yaklaşımın şart olduğunu vurguladı.

“SDG Silah Bırakmamalı”

Suriye Demokratik Güçleri’nin (SDG) silah bırakması yönündeki çağrılara da değinen Çiftyürek, Kürtlerin silahsız kalmaları halinde ciddi güvenlik riskleriyle karşı karşıya kalacağını savundu.

Türkiye’nin Kürtleri stratejik bir ortak olarak görmesi gerektiğini ifade eden Çiftyürek, “Kürtler tanınmadan, hakları kabul edilmeden bölgede kalıcı istikrar sağlanamaz” dedi.

“Anayasa Değişmeden Çözüm Olmaz”

Anayasa’nın 66. maddesindeki vatandaşlık tanımına itiraz ettiklerini belirten Çiftyürek, Kürtlerin anayasal varlığının tanınması ve anadilde eğitimin güvence altına alınması gerektiğini söyledi.

Bu maddeler değişmeden yürütülen tüm tartışmaların anlamsız olduğunu savunan Çiftyürek, “Kürdün dili, kimliği ve statüsü yoksa bu nasıl bir çözüm sürecidir?” diye sordu.

“Demirtaş’ın Tutukluluğu Siyasi”

Selahattin Demirtaş’ın tutukluluğunun hukuki değil, tamamen siyasi olduğunu savunan Çiftyürek, Demirtaş’ın serbest bırakılmasının iç siyasette dengeleri değiştireceği endişesiyle ertelendiğini öne sürdü.

“KHK’lılar Büyük Bir Zulme Uğradı”

KHK’lılara yönelik uygulamaları “büyük bir sosyal yıkım” olarak tanımlayan Çiftyürek, bu uygulamaların bir an önce sona erdirilmesi gerektiğini söyledi. DEM Parti’nin bu konuda Meclis’te defalarca girişimde bulunduğunu hatırlattı.

İşte yirmibirtv Ankara Temsilcisi Cüneyt Alphan'ın Dem Partili Sinan Çiftyürek ile yaptığı röportajın tamamı : 

DEM’li Çiftyürek:
MİT: “Ya Türkiye Kürt Sorunu Çözecek Ya da Parçalanacak!”

DEM Van Milletvekili Sinan Çiftyürek’le yaptığım röportaja geçmeden önce şunu ifade edeyim. Her zaman ifade ettiğim gibi, röportaj yaptığım şahsiyetlerin görüşlerine yer vermem, onların görüşlerine katıldığım ya da karşı çıktığım anlamına gelmez. Benim görevim yansız ve tarafsız bilgilendirmek, takdiri ise kamuoyuna bırakmaktır.

Urfa Siverek doğumlu, aslen Adıyamanlı, DEM’den seçilen Van milletvekili ve aynı zamanda Kürdistan Komünist Partisi MYK üyesi Sinan Çiftyürek’e gündeme dair birçok soruyu sordum. O da içtenlikle cevapladı. Pek çok manşetlik açıklama da verdi.

Değerli zamanlarını ayırdığı için kendisine ayrıca teşekkür ederim.

Leyla Zana’ya yönelik hakaretleri kınıyoruz…

DEM Vekili Sinan Çiftyürek; Bursaspor taraftarları tarafından Leyla Zana’ya yönelik hakaretleri, küfürleri kınadıklarını, bunun bir acizlik, kör bir tepki olduğunu, Bursa taraftarının uzun yıllardır bu konuda sabıkalı olduğunu belirtti.

Çiftyürek:

“Daha önce de Amedspor’un başına getirmedikleri şey kalmadı. Bursaspor Başkanı Faruk Çelik olayın doğru olmadığını belirtmiştir. Leyla Zana incitilmiştir. Kürtler, Türkler ve tüm kamuoyu Zana’ya sahip çıkmıştır.

Bursaspor böyle devam ederse küme düşer. Sporu siyasetten ayırmalarını istiyoruz.”

Barzani Kürt Ulusal Hareketinin Liderlerinden Biridir…

Barzani’nin Cizre ziyareti sırasında yaşananlar ve gösterilen tepkileri sordum.

Çiftyürek:

“Sn. Barzani’nin gelmesi doğal bir şeydir. Kürdistan’ın bir parçasından başka bir parçasına gelmiştir; bundan daha doğal bir şey olamaz. Yanındaki korumalarını niye o kadar abarttılar, onu da anlamış değiliz.

Türkiye orada (Kuzey Kürdistan’da) yıllardır tankıyla topuyla orada. Konsolosluk orada gezerken Özel Harekât Timleriyle geziyor.

Kürt Ulusal Hareketinin liderlerinden birinin ulusal korumalarla gezmesi kadar doğal bir şey yok. Barzani’nin verdiği mesajlar anlamlıdır; çözüm sürecine karşı çıkmamış, tersine destek vermiştir.

Özellikle İYİ Parti bunu iç siyaset malzemesi yapmak istedi. Ama onlara buradan ekmek çıkmaz. Kürt siyasal hareketi bu tür baskıların çok üstüne çıktı, bölgesel ve küresel denkleme oturdu.

Bir barış olacaksa Güney Kürdistan’ın bir taraf olması kadar doğal bir şey yoktur” dedi.

MİT: Ya Türkiye Kürt Sorunu Çözecek Ya da Parçalanacak!

Sinan Çiftyürek; MHP Lideri Devlet Bahçeli’nin barış süreciyle ilgili ilk çıkışını hatırlatırken, MİT raporuna dair çok çarpıcı bir bilgi de verdi.

Hamas’ın İzzeddin El Kassam Tugayları’nın 7 Ekim’deki saldırısını hatırlatan Çiftyürek, saldırıdan bir gün sonra, yani 8 Ekim’de Netanyahu’nun açıklama yaptığını, akabinde Devlet Bahçeli’nin “İçeriden ve dışarıdan kardeşliğimizi güçlendirmeliyiz” diye açıklama yaptığını belirterek şunları söyledi:

“7 Ekim saldırısı…

İzzeddin El Kassam Tugayları aylardır hazırlık yapıyor. Küçücük Gazze’nin her sokağında İsrail’in istihbaratı var.

İsrail, İran’ın derinliklerinde Genelkurmay Başkanını katledebiliyor ama ne hikmetse İzzeddin El Kassam Tugayları’nın aylardır yapmış olduğu ve binlerce kişinin katıldığı saldırıdan İsrail’in haberi yok!
Bu mümkün değil…

O planlı bir şeydi, bir şekilde yol verdiler. Bir gün sonra Netanyahu hazırolda açıklama yapıyor, yani 8 Ekim’de…
‘Bu bizim 11 Eylülümüzdür, bölgede çok şey değişecek’ dedi.

İlk tepki İran’dan, ikinci tepki de Sn. Devlet Bahçeli’den geldi…
‘İçeriden ve dışarıdan kardeşliğimizi güçlendirmeliyiz’ dedi.

Kimleri kastetti?
Kürtleri kastetti ama Kürtleri anmadan…

Peki, o eylemler neden gerçekleştirildi?
Ortadoğu’da yeni bir denkleme ihtiyaçları vardı. Bu ABD ve İngiliz planlamasıydı.

Bahçeli, Kürt meselesinin kritik bir durumda olduğunu benden senden daha iyi biliyor.

Çünkü ellerinde Kasım 2008 tarihli, MİT Müsteşarı Emre Taner’in hazırladığı MİT raporu var.

Raporda Kürt meselesinin barışçıl, demokratik yollarla çözülmesi isteniyor.
Ve deniyor ki:
‘Ya Kürt meselesi çözülecek ya da Türkiye parçalanacak.’
Bunu ben söylemiyorum, MİT söylüyor” dedi.

İmralı, DEM ve iktidar arasında bir pazarlık var mı, yok mu? Sorum üzerine Çiftyürek;

Şu anda Batı’nın ve ABD’nin gündeminde sınırların değişimi olmadığını ifade ederek:

“Olsaydı Irak Kürdistanı’nda 2011’deki Bağımsızlık Referandumu’na karşı çıkmazlardı. Daha doğrusu karşı çıkmadılar, ‘zamanı değil’ dediler.

ABD ve AB gibi devletlerin planı şu anda sınırların değişmesi değil, Kürdistan’ın dört parçasının özerkleştirilmesidir.

Türkiye’nin korkusu şu: Bugün Kürtler özerkleşecekler, mecburen ben bir adım atacağım diyor, hiç çaresi yok… ‘Tamam, ben de özerkliği veririm, sorun yok’ diyorlar ama yirmi yıl sonrasının hesabını yapıyorlar.

Bugün küresel denklem Kürdistan parçalarının özerkleşmesine yol veriyor; ya yarın onların bağımsızlığına yol verirse kaygısı var.

Ya bir Bismarck gibi Kürtlerden biri çıkıp Kürtlerin yaşadığı dört parçayı birleştirmeye çalışsa ne olacak sorusu var.

O yüzden Bahçeli ve Türkiye, ‘bir an evvel biz bu sorunu çözelim, kimse buna müdahil olmasın’ dediler.

Bahçeli’nin Öcalan’a çağrısının nedeni bu yüzdendi…

Öcalan ‘kendimizi tekrarlıyoruz’ dedi. Doğru söylüyor.

Peki, sadece PKK mi kendini tekrarlıyordu? Devlet de kendini tekrarlamıyor muydu? Bahçeli de demedi mi, ‘biz her yolu denedik, olmadı’ diye.”

DEM Statüde Israr Edecek…

Her ne kadar iktidar, Öcalan ve DEM bir pazarlık yok dese de DEM Vekili Sinan Çiftyürek’e göre DEM statüde ısrar edecek.

Çiftyürek:

“Öcalan, özerklik, federasyon, kültüralist talepleri de istemiyoruz dedi.

Ama besbelli ki PKK ve DEM camiası bir statüde ısrar edecekler. Eğer etmeselerdi bugüne kadar daha ileri bir adım atarlardı.

Fakat iki tarafın da aklı Rojava’da (Suriye Kuzeyi). Rojava, geldiği yer itibarıyla statü kabul edilmiş durumda. Türkiye de bunu kabul ediyor. Sivil yönetime, idari özerkliğe kapıyı araladılar ancak Kuzey Kürdistan (Irak Kürdistanı) gibi ayrı ordu, ayrı savunma olmasın dediler. Fakat şu an çözüm süreci oraya bağlandı.

Meclisteki komisyona sürekli reset atılmasının, kanun tasarılarının çıkarılmamasının sebebi de Rojava’dır.

Diyorlar ki; oradaki sorun çözüme kavuşsun, öyle adım atalım.

Kürt siyasetinin de aklı orada…

AK Parti, MHP ve İYİ Parti; Ortadoğu’da Kürtlerin nerede silahlı gücü varsa bırakılması şartına bağlıyorlar. Yani öyle istiyorlar.

Şeyh Sait İsyanı’ndan sonra çıkarılan yasaya benzer bir kanunun çıkarılmasında hiçbir fayda yok. ‘Suç işlemiş olanlar’ diyorlar. Bu dediğinizde hiçbirisi (PKK militanları) gelip teslim olmaz.

‘Suçlusun, gel teslim ol, sonra birkaç yıl ayağına sensör takacağız…’

Devlet aklı Kürt meselesine terör, suçlu vs. düşüncesinden çıkmazsa, buna ‘ben siyaseten yaklaşmalıyım’ demezse Kürt meselesi çözülemez.

Şu anda Kürt meselesinin çözümü gündemde değil, Kürt meselesinin sonuçlarıyla uğraşıyorlar.

Sonuçların ortadan kaldırılmasıyla ilgili de radikal, cesur değil; ürkekçe yaklaşıyorlar” dedi.

Barış süreci Kürt meselesinin çözümü değil, Kürt meselesinin yarattığı sonuçların ortadan kaldırılmasıyla ilgili bir süreçtir…

PKK’lı Bese Hozat’ın “af istemiyoruz” açıklamasını nasıl değerlendiriyorsunuz? soruma Sinan Çiftyürek şunları kaydetti:

“Kürt meselesi yüz yetmiş yıldan beridir devam eden bir meseledir.
Mîr Bedirhan’dan bu yana devam ediyor. Türkiye ‘ben Osmanlı bakiyesiyim’ diyor; eğer Osmanlı bakiyesiyse bu sorun yüz yetmiş yıldır var.

Devlet hâlâ ‘Kürt meselesini çözeceğim’ demiyor, resmî söylem hâlâ ‘terör meselesi var’ diyor.

Bu barış süreci Kürt meselesinin çözümü değil, Kürt meselesinin yarattığı sonuçların ortadan kaldırılmasıyla ilgili bir süreçtir” dedi.

SDG Silah Bırakmamalı…

SDG silah bırakmalı mı? sorumla ilgili Çiftyürek şu tespitlerde bulundu:

“Kürtler silah bırakırsa tekrar katliamlarla muhatap olurlar.

Devlet sınır dışındaki Kürtleri tehdit olarak algıladığı için kendi açısından doğrudur; çünkü Kürt meselesi onlar için daima bir tehdit unsurudur.

Bu, Türkiye Cumhuriyeti’nin Kürtlere nasıl baktığıyla ilgili bir meseledir.

Türkiye Afrika’daki devletlerle görüştüğünde bile ‘stratejik müttefik’ diyor; Kürtler niye stratejik bir müttefik değil?

Kürdün sırtına binerek değil, Kürdü tanıyarak, kazanımlarını kabul ederek birlikte büyümeyi esas alırsa Ortadoğu’da etkili olabilir.

Niye SDG’nin silah bırakmasını istiyor?

Çünkü Kürt kelimesini kabul etmiyor. İçeride komisyonların raporlarında hâlâ Kürt kelimesi yok. Çünkü arkası gelir diye korkuyorlar…

Türk halkı Kafkasya’dan geldi. Bursa halkı niye o kadar ırkçı tavırlar sergiliyor?
Göçmen oldukları için…

Süleyman Demirel ‘Türkçülük yapanlar Türkler değil, göçmenlerdir’ diyordu.

Orta Asya’dan, Kafkasya’dan gelenler daha çok ırkçılık yapıyor.

Türkiye Kürtleri tehdit olarak görmekten vazgeçmeli.

Kürtlerin sırtına binerek ilerlemek istediler ama olmadı.

Suriye’de ortada bir devlet yok ki, ortada bir çete sistemi var.
HTŞ’nin kurduğu bir devlet mi?
Ülkenin yarısını seçime götürüyor, yarısını götürmüyor. Böyle bir şey olur mu?

Kürtlerin kendilerini güvende hissedecek bir sistemi yok. Kürtler kendi güvencelerini almak zorundalar.

SDG’nin silah bırakması doğru değildir.
SDG silah bıraktığı gün, Alevi halkının başına ne geldiyse aynı şey Kürtlerin de başına gelecek.

O yüzden SDG’nin silah bırakması asla ve asla doğru değildir.

Kürtlerin silah bırakmasını isteyen kim?
Yirmi iki devleti, yirmi iki ulusal ordusu olan Araplar…
Yedi ülkesi ve yedi ulusal ordusu olan Türkler…

Elli milyon Kürdün de bırak bir özerkliği olsun. Bırak bir savunma gücü olsun” dedi.

Kürdün bir dili olmayacak, Anayasada varlığı olmayacaksa ben bu çözüm sürecinden ne anladım?

DEM’li Vekil Sinan Çiftyürek, Anayasa’da yer alan “Türkiye Cumhuriyeti Devletine bağlı olan herkes Türk’tür” maddesine itirazları olduğunu ve bunun değişmesi gerektiğini söyledi.

Özetle Çiftyürek:

“Eğer Anayasa’nın 66’ncı maddesi değişmeyecekse, eğer vatandaşlık bağıyla bağlı olan herkes Türk ise, 42’nci madde, anadilde eğitim, Türkçenin dışında anadil ve anadilin resmî olması kabul edilmeyecekse o zaman tüm bu tartışmalar boşunadır.

Neyi tartışıyorsunuz?

Kürdün bir dili olmayacak, Anayasada varlığı olmayacaksa ben bu çözüm sürecinden ne anladım?

Bu iki madde değişmeden çözüm üretilemez.

Eğer Türklük bir etnik tanım değil, üst kimlik ve herkesi kapsıyorsa; o zaman ‘Türkiye Cumhuriyeti Devletine bağlı olan herkes Türk’tür’ ifadesi zaten belli ki bir etnik kimlik üzerinden kurulmuştur.

Diyelim ki kültürel kimliktir; niye siz Orta Asya’daki Türkleri tanıyorsunuz, kardeş kimlik olarak görüyorsunuz da Kürdistan Federal Devleti’ndeki Kürtleri (Irak Kürdistanı) aynı kardeş olarak görmüyorsunuz?

Niye bağımsızlık referandumuna karşı çıktınız?

Bunların kökü yalandır.”

Demirtaş’ın bırakılması tamamen iç siyasete bağlı, hukuka bağlı değil…

Demirtaş neden bırakılmıyor? sorum üzerine Çiftyürek şu çarpıcı tespitlerde bulundu:

“Demirtaş’la ilgili işin özeti şu: Ölen HDP’liler, yargılanan HDP’liler.
Elli iki kişi öldüyse bunun 37’si HDP’li.
HDP’liler HDP’lileri mi öldürdü?

Üstelik HDP’liler de içeride.

Ölen onlar, yargılanan yine onlar.

Demirtaş aslında iki nedenle içeride. ‘Seni başkan yaptırmayacağız’ söylemi… Bir de hükümet kurma noktasında AK Parti azınlığa düşünce, aslında HDP hamle yapsaydı MHP yerine kendisi AK Parti’yle iktidar ortağı olurdu. Bence doğru da olurdu. Bu olmayınca Erdoğan köprüleri attı, hâlâ da o tutumlarını sürdürüyorlar.

Bir de Demirtaş bırakılırsa iç siyasette bir canlılık olur mu diye kaygıları var. Demirtaş’ın bırakılması tamamen iç siyasete bağlı, hukuka bağlı değil. Zaten hukuk olsaydı Demirtaş’ın içeride olmaması gerekirdi” dedi.

Soru:
Özellikle İYİ Parti, bir kısım CHP’li ulusalcı kesim “barış sürecinin” BOP’un devamı olduğu iddiasını sürdürüyorlar. Ne dersiniz?

Çiftyürek:

“Okuma kökten yanlış. BOP projesi çoktan geride kaldı.

Amerika Ortadoğu’ya doğrudan müdahale ediyor. Suriye’de Amerika var, ekonomi olarak da Suudi Arabistan var. Çözüm sürecini BOP’un devamı olarak görmek akla ziyan.

Bahçeli’nin kendisi bu süreci başlattı. PKK cephesi ise zaten buna hazırdı. Zaten Öcalan 1990’lardan beri silahların bırakılmasından yana.

BOP başka bir şeydi; Kuzey Afrika’yı kapsayan bir projeydi. Arap Baharı’yla bir ilgisi var ama baktılar ki ellerini yakıyor. Sonunda İhvân-ı Müslim’i gördüler ve vazgeçtiler…

İran ve Türkiye inançlar ve halklar hapishanesi…

Devletleşmemiş Kürtler, Kürdistan Federal Yapısı (Irak Kürdistanı) ise halklar ve inançlar bahçesi…

Devlet olmamalarına rağmen halklar ve inançlar bahçesini yaptılar.

Türkiye’nin korkusu şu: Kürtler yeni referanslarla geliyorlar. Dinamik bir toplum. 60 milyonluk bir toplum…

Kürtler Anayasada bir millet olarak var olmalıdır.

İki; anadilde eğitim olmalıdır.

Türkiye’de Kürtlerin bir statü sahibi olması lazımdır. Statü olmadan olmaz.

Statü derken idari özerklik, federatif bir sistemden söz ediyorum. Zaten dünyanın yarısı federal sistemle yönetiliyor.

Federal sistem parçalamaya değil, tersine birleştirici bir hayata götürüyor. Birlikte yaşamaya evet ama eşit şartlarda…

Daha önce bunu Atatürk yaptı ama devam ettirmedi.”

KHK’lılar Büyük Bir Zulme Uğradılar…

DEM’li Vekil Çiftyürek, KHK’lılarla ilgili de şunları söyledi:

“Kürdistan Demokrat Partisi olarak diyoruz ki; bu bir zulümdür, büyük bir sosyal yıkımdır, büyük bir sosyal terördür.

Bu öyle bir sosyal terör ki sadece insanı işten atmıyorsun; ona diyorsun ki herhangi bir SSK’lı işte de çalışamazsın. Bundan daha büyük bir sosyal terör olur mu?

DEM defalarca bunun üzerinde durdu, önergeler verdi.

Bunun bir an önce ortadan kaldırılması lazım” dedi.

SİYASET 26.12.2025 06:36:00 0

Belçika'da Rojava’ya Destek Eylemine Bıçaklı Saldırı: 6 Yaralı

Mardin'de Feci Çarpışma: Aynı Aileden 3 Ölü, 2 Yaralı

Diyarbakır’da “Öcalan’a özgürlük” mitingine valilik yasağı

Diyarbakır’da İki Çocuk Annesi Nimet Kılıç'tan Haber Alınamıyor

Meclis’te Rojava ve Kürt Politikası Krizi : Barış Oyalamayla Gelmez

Diyarbakır’ın Sağlık Altyapısı Genişliyor: 3 Yeni Hastane, 7 Aile Sağlığı Merkezi Geliyor

Başlık

0.6°

LİG TABLOSU

Takım O G M B Av P
1.GALATASARAY A.Ş. 19 14 1 4 29 46
2.FENERBAHÇE A.Ş. 18 12 0 6 26 42
3.TRABZONSPOR A.Ş. 19 12 2 5 15 41
4.GÖZTEPE A.Ş. 18 10 3 5 14 35
5.BEŞİKTAŞ A.Ş. 18 9 4 5 9 32
6.RAMS BAŞAKŞEHİR FUTBOL KULÜBÜ 19 8 6 5 13 29
7.SAMSUNSPOR A.Ş. 19 6 4 9 2 27
8.KOCAELİSPOR 19 6 7 6 -3 24
9.GAZİANTEP FUTBOL KULÜBÜ A.Ş. 18 6 6 6 -6 24
10.CORENDON ALANYASPOR 18 4 5 9 0 21
11.GENÇLERBİRLİĞİ 18 5 9 4 -3 19
12.ÇAYKUR RİZESPOR A.Ş. 18 4 8 6 -6 18
13.TÜMOSAN KONYASPOR 18 4 8 6 -8 18
14.KASIMPAŞA A.Ş. 19 3 9 7 -11 16
15.HESAP.COM ANTALYASPOR 18 4 10 4 -15 16
16.ZECORNER KAYSERİSPOR 19 2 8 9 -21 15
17.İKAS EYÜPSPOR 18 3 10 5 -14 14
18.MISIRLI.COM.TR FATİH KARAGÜMRÜK 19 2 14 3 -21 9