Demirtaş İçeride, Demokrasi Dışarıda
Selahattin Demirtaş'ın yargının intikam aracı olarak kullanılması sonucu tam on yıldır cezaevinde olması bile, bu ülkede otoriter bir yönetimin olduğunun en somut, en çıplak göstergesidir.
03/06/2026 08:15 | Son Güncelleme : 16/09/2026 19:54 | Okunma Sayısı : 397 | İlhami Işık
Bir insan, sadece muhalif bir siyasetçi olduğu için, sadece Kürt siyasetçisi olduğu için, sadece geçmişte Erdoğan’la kavgalı olduğu için on yıldır demir parmaklıklar ardında.
Tek suçu, sesini yükseltmek, hakkını aramak, bu ülkenin ezilenlerinin, yok sayılanlarının sesi olmak.
Tek suçu, Kobani’de akan kana “dur” demek, barış demek, demokrasi demek. Ve işte bu “suçlar” yüzünden on yıldır içeride.
On yıldır ailesinden, çocuklarından, halkından uzakta. On yıldır adaletin değil, intikamın pençesinde.
Bu durum sadece iktidarın gücüyle açıklanacak bir mesele değildir.
Bu, sistematik bir intikamdır. Yargı, siyasal iktidarın sopası hâline getirilmiş, Demirtaş gibi “tehlikeli” görülen herkesin susturulması için bir silah yapılmıştır.
Mahkemeler karar verirken hukuku değil, iktidarın öfkesini dinliyor.
AİHM “derhal serbest bırakın” diyor, Anayasa Mahkemesi bile “hak ihlali var” diyor ama nafile. İktidar, “yargı bağımsızdır” diye yalan söylüyor, sonra da kendi kararıyla Demirtaş’ı tahliye etmiyor.
Çünkü tahliye olursa ne olacak? Otoriter sistemde kocaman bir gedik açılacak.
Halk görecek ki muhalif olmak suç değilmiş. Kürt olmak suç değilmiş. Erdoğan’la kavga etmek suç değilmiş. Ve o gedik büyüdükçe sistem çatırdamaya başlayacak.
İşte bu yüzden tahliye yok. İşte bu yüzden Demirtaş hâlâ içeride.
Ama en acısı, en yürek yakanı, en utanç verici olanı şudur:
Türkiye muhalefetinin bu konuda sahici, samimi ve cesur bir duruş sergilememesidir.
Evet, en acısı budur. On yıldır Demirtaş içeride yatıyor ve muhalefet hâlâ bunu “kalıcı bir gündem” hâline getiremiyor.
Bütün meşru imkânlar varken, hukuken tahliye olması gerekirken, AİHM kararları ortadayken, hatta bazen iktidarın kendi içinden “hayırlı olur” sesleri çıkarken bile muhalefet bunu bir kenara atıyor.
Neden?
Çünkü oy kaybı korkusu var. Çünkü “Kürt meselesi” deyince içleri ürperiyor. Çünkü Demirtaş’ın tahliyesi aslında sadece bir insanın özgürlüğü değil, aynı zamanda otoriter sistemin kalbinde açılacak bir yaradır ve onlar o yarayı açmaya cesaret edemiyor.
Muhalif dünya da bundan sorumludur.
Hepsi bu sessizliğin, bu kayıtsızlığın ortağıdır. Demirtaş’ın adı geçtiğinde “hukuk devleti” nutku atıyorlar ama sonra konuyu kapatıyorlar.
Sosyal medyada bir iki paylaşım, bir iki demeç… O kadar. Kalıcı bir mücadele yok.
Sokaklarda, meydanlarda, Meclis’te “Demirtaş serbest bırakılsın” diye haykıran bir muhalefet yok.
Oysa tahliyesi için her şey hazır. Hukuk hazır, uluslararası kamuoyu hazır, halkın büyük bir kısmı hazır. Eksik olan tek şey cesaret. Eksik olan tek şey sahici duruş. Eksik olan tek şey, “Bu sistem değişmeli” diyenlerin gerçekten o sistemi değiştirecek adımı atma iradesidir.
On yıldır Demirtaş içeride.
On yıldır eşi, çocukları kapıda bekliyor.
On yıldır DEM Parti’nin, tüm Kürt halkının yüreği kanıyor.
Ve muhalefet hâlâ “Biz de mağduruz” diye sızlanıyor.
Hayır arkadaşlar, asıl mağdur Demirtaş’tır.
Asıl mağdur, on yıldır özgürlüğünden edilmiş bir siyasetçidir. Asıl mağdur, tek suçu muhalif olmak olan bir insandır.
Bu otoriterlik sadece Demirtaş’la sınırlı değil. Osman Kavala’sı, Can Atalay’ı, bütün gazeteciler, bütün akademisyenler… Hepsi aynı sistemin kurbanı.
Ama Demirtaş’ın durumu hepsinden daha sembolik. Çünkü o, hem muhalif hem Kürt. İktidarın en çok korktuğu iki şeyi bir arada taşıyor.
Peki ne olacak?
Muhalefet gerçek bir duruş sergileyecek mi?
Yoksa on yıl daha “Demirtaş’ın tahliyesi için elimizden geleni yapıyoruz” diye söylenmeye devam mı edecek?
Bu sessizlik yeter.
Bu kayıtsızlık yeter.
Selahattin Demirtaş’ın özgürlüğü, bu ülkenin demokrasi sınavıdır.
Onu özgür bırakmak, yargıyı intikam aracı olmaktan kurtarmaktır.
Ve en önemlisi, onu özgür bırakmak, muhalefetin de kendi vicdanını kurtarmasıdır.
Artık muhalefet sahici olsun.
Selahattin Demirtaş serbest bırakılsın.
Ve bu talep, sadece bir talepten ibaret kalmasın. Kalıcı bir mücadele, kalıcı bir öfke, kalıcı bir direniş olsun.
Çünkü adalet yerini bulana kadar bu ülkede kimse gerçekten özgür olmayacak.
Çünkü Demirtaş içeride olduğu sürece hepimiz biraz daha fazla esiriz.
Bunlar da ilginizi çekebilir
Dilan'dan mektup var! Dilan Polat, Gazeteci İsmail Saymaz'a neler yazdı neler...
Kara para aklama ve vergi kaçırma suçlamalarıyla tutuklanan Dilan Polat’tan mektup geldi. Polat Gazeteci İsmail Saymaz’a mektup yazdı.
2 yıl önceKış hastalıkları, geçmeyen öksürük... Baş etmek için bu yöntemi deneyin!
Mevsim değişikliği ile birlikte artış yaşanan hastalıkların başında öksürük geliyor. Her yaş grubunda sıkça görülen inatçı öksürüğün çaresi mümkün. İşte o yöntemler...
2 yıl önceFilipinler'de hükümet ile Komünist parti, yıllardır süren çatışmaları bitirdi
Filipinler'de hükümet ve Filipinler Komünist Partisi, yıllardır süren çatışmaları sona erdirmek için görüşmelere yeniden başlamayı kabul etti.
2 yıl önce