Arama

SIRRI ABE'NİN ARDINDAN, Mesut AKÇA yazdı...

03/05/2026 20:43 | Son Güncelleme : 16/09/2026 19:54 | Okunma Sayısı : 129 | Mesut Akça


SIRRI ABE'NİN ARDINDAN, Mesut AKÇA yazdı...

Ölüm, ne garip şey değil mi anne?

Ahmet Kaya’dan dinledik Şafak Türküsü’nü; o, sürgünün sert ve merhametsiz kollarında kayboldu ve sesini bir daha ulaşamayacağımız uzak diyarlara bıraktı. 

Tıpkı Yılmaz Güney'in yaptığı gibi... Onun hikâyelerinde gurbeti, açlığı, sefaleti; ağasını, paşasını, puştunu gördük, yaşadık. Sahnesinden dahi korktuk gerçekliğimizin. 

O da bıraktı tüm hatırasını Paris’in özlem dolu, hüznün gölgesindeki sokaklarına.

Bilirsin anne, serttir Anadolu toprağı, güneşi kavruk yapar çocukları, nasırlı ellerle sevilir bebeler. 

Göz görmese de, sert bakışlar altında yatan şefkati ısıtır yürekleri. Kucaklar bağrı yansa da yedi düveli. 

Dayanıklıdır acıya, zulme direnir, bilir ki evlatları barışa güvercin olmuştur. Geceleri yıldız olup aydınlatmıştır semayı.  

Biliyor musun anne, Sırrı Süreyya Abe’yi de uğurladık semaya.

Yanağımıza konan küçük gülümsememizi yitirdik onunla. 

Komik sahneler ardına saklamıştı acıyan yüreğini. 

Acılara, işkencelere, kelepçelere, göz altılara dahi gülüp geçti. İnanıyordu barışın güvercini konacak birgün savaşın tepesine. 

Cezaevlerinde yazdığı senaryolarda açtı çiçeklerini. Arıların o çiçeklere konup bal yapacağına inandı her zaman. 

Yüreğinin yangını gülmeyi unutturmadı ona. Peki ya gülümsetmek hiç bu kadar kolay olur muydu sanırsınız o olmasaydı. 

Nasıl renk kattıysa kasvetli, soğuk, ikiyüzlü, donuk, boğucu, nezaket fakiri siyasetimize.  

Gökkuşağının yedi rengi bile onun kadar renklendirmedi koca, yaşlı, şişko dünyamızı. 

Biliyor musun anne, Sırrı Süreyya Abe de gündüzün güvercini gecenin yıldızı oldu.

Ölüm ne kadar garip şey değil mi anne? 

Hiç ölmeyecekmişiz gibi pervasızca harcayıp ölüme değer biçen bu düzen sence de garip değil mi? 

İnsanları yaşamları boyunca acılarla sınayıp, çaresizliğin tam ortasına itmek, sonra da yas tutarak anmak... 

Ucuz politikaların arkasına saklanmak sana da tuhaf geliyor değil mi anne? 

Yaşar Kemal’i de böyle çok sevmiştik, hatırlıyorsun değil mi? 

Postunu yerden yere vurup vurup sonra da astık duvarımıza. Oysa İnce Memed’in eşkıyalığında rahat uyumuştuk Çukurova’nın gariban ırgatlarıyla. Derin bir nefes almıştık dört ciltlik romanı okurken. 

Mehmet Uzun'u da okuduk soluksuz. O da sürgüne gitmedi mi Kürtçe romanlarının hatırına. 

Nazım Hikmet, Ahh Nazım! Sırtını kaç yılını dayadı zindanların soğuk duvarlarına.

 O da yaban toprağına taşımadı mı memleket özlemini?

“Sen esirliğim ve hürriyetimsin
Çıplak bir yaz güneşi altında yanan etimsin
Sen memleketimsin

Ela gözlerinde yeşil hareler
Büyük mağrur ve muzaffer
Erişilmedikçe erişilmeyecek olan
Hasretimsin”

Ya Hrant Dink’i güvercin ürkekliğinde yaşatan biz değil miydik? 

Şimdi ise Selahattin, o bildik yolda sessiz adımlarla yürümüyor mu? 

Can Atalay da aynı hikâyenin başka bir yüzünde, karşımıza çıkan başka bir acının sahnesinde yer almıyor mu? 

Ama neden anne, neden böyle? 

Söylesene anne, yokluk nasıl değer katabilir varlığında olmadığı kadar. 

Musalla taşında susan, o öfke kusan diller nerede şimdi. 

Gözlerinden ateş çıkanlar, hani o yumruk sıkan eller... 

Söyle anne, dövmeden de sevebilecek miyiz birbirimizi? 

Dervişe sormuşlar anne, “ne anladın dünyadan,” diye. Derviş cevap vermiş: "Ölülerin sevgiyle anıldığı, yaşayanların sevgisizlikten öldüğü bir dünyaya şahit oldum. Ölülerin toprağına çiçek ektiler, yaşayanların bahçesini talan ettiler." demiş.

 

Ahhh, Sırrı Abe! Sen de çekip gittin ya yıldızlar ülkesine... Ordan da sesini duyar mıyız be anne. 

Söyle anne, biliyorsan söyle nolur

İnsanları yaralamadan, kalplerini kırmadan ya da özgürlüklerini ellerinden almadan sevmeyi öğrenebilecek miyiz? 

İnsanları bileklerine kelepçeler geçirip, soğuk zindanlarla tanıştırmadan, bedenlerini tüketmeden, yatırmadan ölüme ve onları hasret dolu türküler söylemeye mahkûm etmeden kucaklayabilecek miyiz? 

Söyle anne ne olur söyle: Her defasında vicdanları cenazelerde aklanmak sana da garip gelmiyor mu? 

 

Beğendim
Bayıldım
Komik Bu!
Beğenmedim!
Üzgünüm
Sinirlendim
Bu içeriğe zaten oy verdiniz.

Bunlar da ilginizi çekebilir

Dilan'dan mektup var! Dilan Polat, Gazeteci İsmail Saymaz'a neler yazdı neler...

Dilan'dan mektup var! Dilan Polat, Gazeteci İsmail Saymaz'a neler yazdı neler...

Kara para aklama ve vergi kaçırma suçlamalarıyla tutuklanan Dilan Polat’tan mektup geldi. Polat Gazeteci İsmail Saymaz’a mektup yazdı.

2 yıl önce
Kış hastalıkları, geçmeyen öksürük... Baş etmek için bu yöntemi deneyin!

Kış hastalıkları, geçmeyen öksürük... Baş etmek için bu yöntemi deneyin!

Mevsim değişikliği ile birlikte artış yaşanan hastalıkların başında öksürük geliyor. Her yaş grubunda sıkça görülen inatçı öksürüğün çaresi mümkün. İşte o yöntemler...

2 yıl önce
Filipinler'de hükümet ile Komünist parti, yıllardır süren çatışmaları bitirdi

Filipinler'de hükümet ile Komünist parti, yıllardır süren çatışmaları bitirdi

Filipinler'de hükümet ve Filipinler Komünist Partisi, yıllardır süren çatışmaları sona erdirmek için görüşmelere yeniden başlamayı kabul etti.

2 yıl önce
Yorumlar