Cüneyt Alphan : Batman Boğuluyor
İktidar seyrediyor, DEM tillili çekiyor…
07/09/2026 07:11 | Son Güncelleme : 16/09/2026 19:54 | Okunma Sayısı : 251 | Cüneyt Alphan
Silvan’da doğdum ama çocukluğumun büyük bölümü Batman’da geçti. Ailemin yarısı Batman’da, yarısı Diyarbakır’da. Hemen hemen her yıl gider, ailemi, eş-dostu ziyaret ederim.
Geçen hafta Batman ve Diyarbakır’daki ailemi ziyarete gittim. Zaman darlığı nedeniyle daha çok Batman’da kaldım.
Batman’ın sokaklarını arşınlarken en çok 1990’larda kentte meydana gelen faili meçhul cinayetleri düşündüm. Sonra kadın cinayetlerini, kadın intiharlarını ve intihar süsü verilen kadın ölümlerini…
Bu kentte kadınlar neden bu kadar çok ölüyor, öldürülüyor, diye düşündüm.
Neden bu kentin kadınları hep balkondan düşerek ölüyor?
Balkonlar balkon değil, sanki ölüm meleği…
Sonra taslağını hazırladığım “Gözlerin Bir İntihar Kenti” adlı romanımı düşündüm.
Ama hayır!
Bu kent bu intiharlarla anılmamalı. Kadınlar öldürülmemeli, intihar etmemeli, balkondan ölüm meleğiyle karşılaşmamalı, dedim.
Uyuşturucu batağına saplanan bu kentin gençleri bu bataklıktan çıkarılmalı. Uyuşturucu kullanırken kendinden geçip anne-babalarını öldürüp parçalara ayırmamalı, onların uzuvlarını çöp bidonlarına atmamalıdır.
Bu uyuşturucu lanetinin kasveti kenti kendi hâkimiyeti altına almamalı, dedim.
Peki Cüneyt, çözüm?
Diye kendime sordum.
Ama hayır Cüneyt, önce insanlarla, sonra yetkililerle konuşmalısın, dedim.
Hizbullah’ın geçmişte güçlü olduğu, bugün ise HÜDA PAR’ın güçlü olduğu Batman’da insanlarla olabildiğince sohbet etmeye başladım.
Diyarbakır Caddesi’nde def, Batman’ın meşhur tabiriyle “êlbane” çalan, beyaz tülbentli, güler yüzlü bir kadına denk geldim.
Gazetecilik refleksiyle, “Abla, sizi çekebilir miyim?” diye izin istedim.
“Tamam” dedi.
Ama çok kısa çaldı.
Orta yaşlarındaki bu kadına, “Bu işten para kazanıyor musunuz, geçiminizi sağlıyor musunuz?” diye sordum. Ancak isminin Saadiye Kaptan olduğunu öğrendiğim kadının hayatının tam bir dram olduğunu öğrendim.
Kaptan’ın hayatından kocaman bir roman çıkar.
Bir oğlunun yanlışlıkla öldürüldüğünü, üç oğlunun ve gelininin cezaevinde olduğunu, iki torununun bulunduğunu söyledi.
Saadiye Kaptan derdini gözyaşlarıyla anlatırken, sanki gözlerinden dökülen her damla yüreğime bir ok gibi saplanıyordu.
Ağlamamak için kendimi zor tuttum. Yutkundum, üzüldüm.
Kendi kendime, “Yaşlanıyor muyum, nedir? Neden bu kadar etkileniyorum?” dedim.
Kısa röportajı sosyal medya hesaplarımda paylaştım. Kamuoyu duyarlılık gösterdi ve video kısa sürede 145 bin izlenmeye ulaştı.
Sonra Batman Aile ve Sosyal Hizmetler İl Müdürlüğü bana ulaştı ve kadının telefonunu istedi. Ben de verdim.
Bir gün sonra Saadiye abla beni aradı.
Bu kez sesi neşeli, umutlu ve heyecanlıydı.
“Abi Allah senden bin defa razı olsun. Valilik geldi, Sosyal Hizmetler geldi. Hepsi geldiler abi. Ben senin dürüst biri olduğunu anladım ama bu kadar etkili olacağını beklemiyordum. ‘Batman Burada’ haber sitesi de haberimi yapmıştı ama bir şey çıkmamıştı. Abi bir daha Batman’a gelirsen sana dolma yapacağım.”
“Ah ablam” dedim. “Benim sizden istediğim tek bir şey vardır; o da bana bol bol dua etmeniz.”
“Abi, ölene kadar dua edeceğim” dedi.
Unutmadan…
Batman Valiliğine ve Batman Aile ve Sosyal Hizmetler İl Müdürlüğüne, dram üstüne dram yaşayan bu kadına yardım eli uzattıkları için huzurunuzda bir kez daha teşekkür etmek isterim.
Batman’a ne oluyor?
Ertesi gün bir kahvede otururken insanların kendi aralarındaki konuşmalarına kulak kabarttım.
Uyuşturucunun kentin tamamına hâkim olduğundan, uyuşturucu kullanan bir gencin annesini öldürüp parçalara ayırdıktan sonra çöp bidonuna attığından ve kendine geldikten sonra emniyete teslim olduğundan söz ediliyordu.
Bir amca, aileleri ve kendileri pırıl pırıl olan gençlerin uyuşturucuya yakalandıklarında adeta canavara dönüştüğünü söyledi. Ardından devletin gerekli önlemleri almaması halinde uyuşturucunun bu kadar yaygınlaşamayacağını düşündüğünü, kentte mafyatik yapıların türediğini ve bunların devlet tarafından desteklendiğini iddia etti.
Bunlar elbette kahvede duyduğum vatandaş anlatıları ve iddialarıydı. Ancak duyduklarımın ağırlığı yine de içime sızı düşürdü.
Başka bir vatandaş, geçtiğimiz haftalarda 19 ve 15 yaşlarındaki iki genç kızın evlerinde ölü bulunduğunu, ölümlerin şüpheli olduğunu söyledi.
Sonra Batman’la ilgili haberleri okurken, daha 15 yaşındaki bir çocuğun bir kıza âşık olduğunu, kızın kapısına geldiğini, burada kızın kardeşiyle tartıştığını ve oracıkta kızın ailesi tarafından öldürüldüğünü; cinayetin daha sonra kan davasına dönüştüğünü ve üç kişinin daha öldürüldüğünü öğrendim.
“Bu Batman’a neler oluyor?” diye kendi kendime sormaya başladım.
Evet, eskiden de intiharlar, cinayetler, kavgalar olurdu.
Ama bu kadar yüksek oranda mıydı?
Şimdiye kadar hiç duymadığım, adını-sanını bilmediğim tarikat ve cemaatlerin türediği Batman’da HÜDA PAR’ın da güçlendiğini gördüm.
HÜDA PAR’a yakın çevrelerin devletin çeşitli olanaklarından yararlandığı da Batmanlılar tarafından yoğun biçimde dile getirilen iddialar arasında.
İktidar, muhalefet ve DEM ne yapıyor?
İşsizliğin, yoksulluğun, eğitimsizliğin, kadın cinayetlerinin, kadın intiharlarının ve şüpheli kadın ölümlerinin konuşulduğu Batman’da devlet, iktidar, mülki amirler, ilin siyasetçileri ve etkin bir siyasi aktör olan DEM Parti ne yapıyor?
Vatandaşlara sordum.
Aldığım cevaplar oldukça çarpıcıydı.
Bazı vatandaşlar, iktidar milletvekilleri ile ilin mülki amirlerinin akraba olduklarını, ihalelerin belli bir güç çevresinde toplandığını ileri sürdü.
Kentte uzun yıllardır yaşayan bazı göçer ailelerin hayvancılık yaptığı, ahırların kokusunun kentin bazı bölgelerine yayıldığı, şehir yaşamını zorlaştıran bu görüntüye rağmen devletin çözüm üretmediği de anlatıldı.
Vatandaşların bir bölümü, bu insanların şehrin dışında uygun yerlere yerleştirilebileceğini ancak siyasi nüfuzları nedeniyle bunun yapılamadığını düşünüyor.
Torpil ve kayırmanın yaygın olduğu, adalete güvenin yok denecek kadar azaldığı Batman’da gençlerin önemli bir bölümünün okuldan koptuğu da anlatılan sorunlardan biri.
KPSS’de yüksek puan alan gençlerin mülakatlarda elenme korkusu nedeniyle kamuya yerleşme umutlarını kaybettikleri, bu nedenle başka mesleklere yöneldikleri söylendi.
Bazı ailelere göre gençlerin illegal yapılara, örgütlere, uyuşturucuya, mafyatik yapılara, tarikat ve cemaatlere yönelmesinin temel nedenlerinden biri de işte bu çaresizlik.
DEM’in tabanında büyük kırılma mı?
Son kırk yıldan şu veya bu şekilde etkilenen insanlarla konuştuğumda hem PKK’nın hem de DEM Parti’nin ciddi biçimde sorgulandığını gördüm.
PKK’nın ilan ettiği 25 bin PKK’lı ve 27 bin vatandaşın ölümüne ilişkin rakamlar ve açılan taziye evleri de vatandaşlar arasında yoğun biçimde tartışılıyor.
Hem Diyarbakır’da hem Batman’da barış sürecine verilen destek yüksek görünürken, özellikle dağda yaşamını yitiren PKK’lıların aileleri ve yakınları artık şu soruyu daha yüksek sesle soruyor:
“Madem durum buraya gelecekti, neden bu kadar kan döküldü? Neden çocuklarımız dağda hayatlarını kaybetti? Biz bu kavgada ne elde ettik?”
Son kırk yılda şu veya bu şekilde etkilenen insanların hem PKK’yı hem de DEM’i ciddi biçimde sorguladıklarını gördüm.
Ve benim sokakta edindiğim izlenim şu:
Yarın bir erken seçim olursa DEM, bölgede geçmişteki kadar güçlü bir sonuç alamayabilir.
Çünkü DEM bütün siyasi kurgusunu Kürtler üzerinden kurarken Kürtlerin ekonomi, eğitim, sağlık, adalet, kültür ve uygar yaşam gibi temel sorunları konusunda yeterince güçlü bir siyasal karşılık üretemiyor.
Evet, Kürtçenin özgürce kullanılması bir haktır.
Ama en az Kürtçe kadar yaşamak, barınmak, çalışmak ve onurlu bir hayat sürmek de haktır.
Salt Kürtçe üzerinden yoğunlaşıp Kürtlerin diğer sorunlarını görmezden gelmek, Kürtlerin sorunlarına çare değildir.
Hele sadece slogan atmak, tillili çekmek hiç değildir…
Sanat Sokağı’nda sanat yok!
Batman’ın meşhur yerlerinden biri de Sanat Sokağı’dır.
Her gidişimde uğrarım.
Hem DEM’in belediye başkanlığı döneminde hem de kayyum döneminde bu sokağa gittim.
Adı Sanat Sokağı olsa da sanata dair tek bir etkinlik yok.
Sanatı, kültürü ve sosyal etkinliği çağrıştıracak kayda değer bir faaliyet de göremedim.
Sadece Kürt yazar, sanatçı ve şairlerin birkaç portresi var.
O kadar.
Yine Diyarbakır Caddesi’nde dolaşırken CHP İl Başkanlığı tabelası gözüme çarptı.
“Dur, gelmişken bir ziyaret edeyim” dedim.
Oradaki yetkililer il başkanının Ankara’da olduğunu söyledikten sonra kısa bir sohbet ettik.
Bir önceki yönetim tarafından dairenin adeta talan edildiğini, mobilyaların kullanılmaz hale getirildiğini, duvarlara zarar verildiğini, kapı ve pencerelerin kırıldığını söylediler.
Gerçekten de duvarların yeni boyandığını, mobilyaların yeni olduğunu fark ettim.
Bir başka tuhaf durum ise CHP’nin Batman’daki oy oranını sormamla yaşandı.
“Yeni olduğumuz için bilmiyoruz” dediler.
Bir partide siyaset yapıyorsanız, yaşadığınız ilde partinizin durumunu en başta merak etmeniz gerekmez mi?
Diye sormak istedim ama vazgeçtim.
Son derece kibar davrandılar, çay ısmarladılar.
Kendi kendime, “Cüneyt, rahat dur ve buradan uzaklaş” dedim.
Batman polisi çok değişmiş…
Bir yeğenim, “Dayı, Batman polisleri halka çok iyi davranıyor, sevecen davranıyorlar” dedi.
Ehliyeti olmadığı zamanlarda dahi anlayış gösterdiklerini, hatta yanında kız arkadaşı varken ehliyetsiz yakalandığında bir polis memurunun, “Kız arkadaşının yanında genci rencide etmeyelim” dediğini anlattı.
Yeğenimin söylediklerini teyit etmek için birkaç vatandaşa daha sordum.
Onlar da polislerin eski OHAL dönemindeki polislerden çok farklı olduğunu, halka sıcak, saygılı ve yardımsever davrandıklarını, vatandaşlara “hanımefendi”, “beyefendi” diye hitap ettiklerini anlattılar.
Her biri kendi hikâyesini aktardı.
Bu durum son derece memnuniyet verici.
Batman boğuluyor
Batman ülkedeki herhangi bir ile benzemez.
Kapalı bir kutu gibidir.
Kolay kolay dramlarını dışarıya yansıtmaz.
Ama içerideki yangınların tüm ülkeyi etkileyecek bir potansiyeli vardır.
Kadınlar ölüyor.
Gençler uyuşturucunun pençesine düşüyor.
İşsizlik ve yoksulluk büyüyor.
Gençler gelecek umudunu kaybediyor.
Siyaset ise çoğu zaman kendi içine kapanıyor.
Bir taraf iktidarın gücüne güveniyor, diğer taraf sloganların gücüne…
Ama Batman’ın ihtiyacı ne sadece iktidarın gücü ne de sloganların gürültüsüdür.
Batman’ın ihtiyacı adalet, eğitim, iş, kültür, sanat, güvenlik ve onurlu bir yaşamdır.
Bu yüzden buradan iktidara, muhalefete, DEM Parti’ye, yerel yöneticilere ve Batman’ın bütün siyasetçilerine sesleniyorum:
Batman’ı daha fazla seyretmeyin.
Bu kentteki yangını görün.
Çünkü Batman bugün boğuluyor.
Ve Batman boğulursa, bunun dalgaları çok daha uzaklara ulaşır.
Umuyor ve diliyorum ki i
ktidarıyla, muhalefetiyle ve bütün ilgili kurumlarıyla herkes Batman’a el uzatır.
Batman’ı bataklıktan çıkarırlar.
Bunlar da ilginizi çekebilir
Dilan'dan mektup var! Dilan Polat, Gazeteci İsmail Saymaz'a neler yazdı neler...
Kara para aklama ve vergi kaçırma suçlamalarıyla tutuklanan Dilan Polat’tan mektup geldi. Polat Gazeteci İsmail Saymaz’a mektup yazdı.
2 yıl önceKış hastalıkları, geçmeyen öksürük... Baş etmek için bu yöntemi deneyin!
Mevsim değişikliği ile birlikte artış yaşanan hastalıkların başında öksürük geliyor. Her yaş grubunda sıkça görülen inatçı öksürüğün çaresi mümkün. İşte o yöntemler...
2 yıl önceFilipinler'de hükümet ile Komünist parti, yıllardır süren çatışmaları bitirdi
Filipinler'de hükümet ve Filipinler Komünist Partisi, yıllardır süren çatışmaları sona erdirmek için görüşmelere yeniden başlamayı kabul etti.
2 yıl önce